Son Yazılarımız

İstişarenin önemi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Bir işin ciddiyeti, ancak o işi yapanların ciddiyetine bağlıdır. Yaptığımız iş ne kadar ciddi olursa olsun, eğer biz ciddi olamazsak, o iş yine askıda kalır. Eksik, bozuk başlanan bir işin sonucu da eksik ve bozuk olur.

Bir hizmet, vermek üzerine kurulmuşsa, hiç korkmamalı. Ama almak üzerine kurulmuşsa, araya menfaat girmişse, orada mutlaka çekişme olur ve orada kirli işler döner.

Bir emîrin yardımcıları, danışmanları ne kadar güçlüyse ve orada istişare ne kadar ihlâsla, menfaatten uzak ve hizmete dayalı şekilde yapılırsa, başarı da o nispette güzel, sıkıntısız ve üzüntüsüz olur. Hazret-i Ali’ye, (İlk iki halife zamanında olmayıp da, Hazret-i Osman’ın ve sizin zamanınızda, karışıklığın çok olmasının sebebi nedir?) diye sorarlar. O da, (Onların danışmanları bizdik, bizim danışmanlarımızsa sizsiniz) der. Danışmanlar ne kadar çok sıkıntı verirse, başarı o kadar az olur. Sultan 2.Abdülhamid Han, tıpkı Yavuz Sultan Selim Han ve Kanuni Sultan Süleyman Han gibi, yüce bir padişahtı, ama bozuk dönemde olduğu için danışmanları da bozuktu. Hâlbuki diğer padişahların, kendileri gibi, danışmanları da büyüktü.

Emîrin verdiği işleri yapamıyor veya yaptıramıyorsak, ya kendimizde, ya işimizde veya usulümüzde bir uygunsuzluk var demektir. O zaman bunları kontrol edip işe yeniden başlamak gerekir.

Her zaman (Kolaylaştırın, zorlaştırmayın) hadis-i şerifine uygun hareket etmeli. İşlerimizi yaparken, teklif getirirken yeni alternatifler üretmeli. Daima yeni durumlara uyum sağlamalı, bir yerde takılıp kalmamalı. Âhir zamandayız. Başarılı olmak için, genelde herkesin yaptığından farklı şeyler yapmalıdır. Başkalarının düzeninde, onun yaptığı işte yarışana fırsat vermezler.

Başkasıyla değil, kendi işimizle uğraşmalıyız. Bir toplulukta insanlar birbirleriyle uğraşmaya başlarlarsa, bu, yıkımın başlangıcı olur. İnsanları doğrultmaya çalışmakla vakit kaybetmeden, kendimizi düzeltip işimizi doğru yapmaya çalışmalıyız. Büyüklerin yolunda, dinimize hizmet etmek için çalışmak, zirvedir. Zirvede rüzgâr sert eser, tek başına ayakta durulmaz, kenetlenmek gerekir.

Önizleme

Hiç yorum yok

Sorularınız Dinimiz İslam hocaları tarafından cevaplandırılacaktır. Lütfen suallerinizi: dinimizislam11@gmail.com mail adresine gönderiniz.
Teşekkürler.
Hakiki Dinimiz site yönetimi