Son Yazılarımız

Namazın vacibleri terk edilirse

REKLAM Önizleme
Sual: Namazın vaciblerinden birisi, bilerek veya bilmeyerek yapılmazsa ve bunun için secde-i sehiv de yapılmazsa, o namaz bozulmuş mu olur?
Cevap: 
Namazın vaciblerinden birini bilerek yapmamak, namazı bozmaz, fakat günah olur. Unutarak yapmayan, secde-i sehiv eder. Farzın ilk iki rekatinde, zamm-ı sureyi unutan, üçüncü ve dördüncü rekatlerde okuyup, sonra secde-i sehiv yapar. Kıraati unuttuğunu rükuda hatırlarsa, hemen kalkıp kıraati ve sonra rükuyu yapar. Bir farzı ve vacibi, vaktinden önce veya sonra yapan da, secde-i sehiv eder. Mesela, zamm-ı surenin bir parçasını rükuda okuyana, ettehıyyatüden sonra az bir şey okuyarak, üçüncü rekati geciktirene, imam yüksek sesle okuyacak yerde, hafif sesle okursa ve hafif sesle okuyacak yerde yüksek sesle okursa, secde-i sehiv yapmak lazım olur.
***
Sual: Namaz kılarken, kaç rekat kıldığında şaşıran bir kimse, nasıl hareket eder?
Cevap: 
Bir kimse, kaç rekat kıldığını unutsa, bu şaşırması, ilk olarak başına geldi ise, selam verip namazı tekrar kılmalıdır. Şaşırmak âdeti ise, düşünüp, çok zan ettiğine göre kılar. Kuvvetli zan edemezse, az kıldığını kabul ederek tamamlar. Namazı kıldığında şüphe eden kimse, vakit çıkmadı ise, tekrar kılar, çıktı ise kılmaz.
***
Sual: Namazda iken, abdesti olup olmadığında, elbisesinin temizliğinde şüphe eden bir kimse, namazı bozup tekrar abdest alması ve elbisesini temizlemesi mi gerekir?
Cevap: 
İftitah tekbirini söyledi mi, abdesti var mı, elbisesi temiz mi, başını mesh etti mi diye şüphe eden kimse, ilk olarak şüphe etti ise, namazı bozup tekrar kılar, abdest almaz, elbisesini yıkamaz. Her zaman şüphe ediyorsa, namazı bozmaz, tamamlar.
***
Sual: Akşam, yatsı ve sabah namazlarının farzını yalnız kılan bir kimse, cemaatle kılınırken sesli okunacak yerleri, yalnız kılarken sesli olarak okuyabilir mi?
Cevap: 
İmamın yüksek sesle okuması vacip olan yerleri, yalnız kılan kimsenin yüksek sesle de, hafif sesle de, okuması caizdir.
***
Sual: Bir konunun vacib mi, bidat mi olduğu hatırda kalmıyor, şüpheye düşülüyor. Böyle şüpheli durumlarda nasıl hareket etmelidir?
Cevap: 
Bir şeyin vacib veya bidat olmasında şüphe edilse, bu şeyi yapmak iyi olur. Bidat ile sünnet arasında şüphe olsa, bu şeyi yapmamak lazım olur.
***
Sual: Selem ile satış demek, satış bedelini (ücretini) peşin verip, satın alınacak malı daha sonra teslim almak mıdır?
Cevap:
Selem ile satış, belli miktarda peşin semen (bedel, ücret) ile, malum zaman sonra, malum yerde, malum bir mebîi (satılan veya alınan mal) satın almak için sözleşmektir. Mebî, bâyi’ın (satıcı) deyni (hazır ve mevcut olmayan mal) olur. Mesela, şu evsafta, yüz kile buğdayı, filan vakit ve filan yerde bana teslim etmek üzere, elli liraya sana selem verdim deyip, bâyi de kabul ettim demekle veya on litre veya on kilo cevizi, selem olarak sana, şu kadar kuruşa sattım, deyip, müşteri de aldım demekle selem vâki olur. Semen hazır ise de, miktarı söylemek lazımdır. Selem, söz kesilirken ve malı teslim edinceye kadar geçen zaman içinde, çarşıda benzeri hep bulunan ve sıfatı yani iyilik ve aşağılık derecesi ve miktarı belli edilebilen, yani hacim (ölçek), vezin (tartı), metre ve sayı ile ölçülen ve tayin edilince taayyün eden (belli, belirtilen) malda sahih olur. Her deynde olduğu gibi, malın cinsi, yani ismi, sıfatı, miktarı bildirilerek selem olunur. Yani peşin para ile, veresiye satılır. Ölçü birimi, herkesçe bilinmelidir. Karpuz, bal kabağı, odun, balık, nar, ayva gibi irili ufaklı şeyler sayı ile selem yapılmaz. Vezin ve hacimle yapılır. İrili ufaklı olmayıp fiyatları çok farklı olmayan şeyler sayı ile ve hacim ile selem yapılır. Yumurta, ceviz gibi şeylerde çürük bulunması, sayı ile ölçmeğe zarar vermez. Etin, sabunun, toprak eşyanın ve kağıdın, kumaşın cinsi, nevi ve sıfatlarını bildirmek lâzımdır. İpek kumaşın vezni de bildirilmelidir. (Tam İlmihal s. 821)

Hiç yorum yok

Sorularınız Dinimiz İslam hocaları tarafından cevaplandırılacaktır. Lütfen suallerinizi: dinimizislam11@gmail.com mail adresine gönderiniz.
Teşekkürler.
Hakiki Dinimiz site yönetimi