Son Yazılarımız

Yolcular, birbirlerine yardım etmelidir

REKLAM Önizleme
Sual: Her Müslümanın, kendine ve insanlara faydalı olması için bir meslek edinmesi, çalışması dinin emri midir ve işi yaparken nasıl bir niyet edilmesi gerekir?
Cevap: 
Konu ile alakalı olarak, İmâm-ı Gazâlî hazretleri Kimyâ-i se'âdet kitabında buyuruyor ki:
“En az, binlerle insan çalışmayacak olursa, kendisinin bir gün bile yaşayamayacağını düşünmelidir. Mesela, çiftçi, fırıncı, dokumacı, demirci, iplikçi ve daha nice sanatkârlar, hep onun için çalışıyor. O hepsine muhtaçtır. Herkes onun için çalışıp, ona hazırlayıp da, onun boş oturması, kimseye faydalı olmaması doğru olur mu?

Bu dünyada herkes yolcudur, geldik gidiyoruz. Yolcuların birbirlerine yardım etmesi, el ele vermeleri, kardeş gibi olmaları lazımdır. Her Müslüman böyle düşünmelidir. Vazifesine başlarken, Müslüman kardeşlerime yardım etmek, onları rahat ettirmek için çalışacağım. Din kardeşlerim benim işimi gördükleri gibi, ben de, onlara hizmet edeceğim demelidir. Allahü teâlâya rahat, temiz ibadet edebilmek, ahiret yolunda yürüyebilmek için, vazifeme gidiyorum demeli, Müslümanlara yardım ve nasihat yapmayı, kalbinden geçirmelidir. Her Müslüman iyi bilsin ki, bütün sanatlar, farz-ı kifayedir.

Bunu düşünerek, bir sanata yapışmak, ibadet etmek olur. İster kitaplı kâfirler keşfetsin, ister kitapsız kâfirler bulsun, her sanatı öğrenmek ve hele, harp vasıtalarını en modern, en ileri şekilde yapmaya çalışmak farzdır. Bu vasıtaları yapabilmek için, gerekli ilimleri, dersleri mekteplerde, bu niyet ile okutmak ve okumak hep ibadet olur. Namaz kılan insanın bu niyet ile, her işi ibadet olur. Namaz kılmayanların her hareketi de günah olur. O hâlde, her Müslüman, namazını kılmalı, sonra farz olduğunu düşünerek, vazifesini yapmalıdır.

İş görürken niyetin doğru olmasına alamet, insanlara faydalı olan bir meslek, sanat seçmektir. Öyle bir iş görmeli ki, eğer o iş olmasa, Müslümanlar sıkıntı çekerdi. O hâlde, keyif, oyun ve benzerlerine, sanat dense de, haram işleyenlere sanatkâr ismi verilse de, bunları yapmak ibadet olmaz. Hatta, haram olmayan, mubah olan, fakat insanlara lüzumlu olmayan sanatları seçmemelidir. Hadis-i şerifte;
(En iyi ticaret, bezzâzlıktır, kumaş satmaktır. En iyi sanat, terziliktir) buyuruldu.”

***
Sual: Çocukları namaz kılmaya ne zaman başlatmalıdır?
Cevap: 
Yedi yaşındaki çocuğa, namaz kılmasını emretmek, on yaşında kılmaz ise, el ile döğmek lâzımdır. Mektepteki muallim, talebesini de, çalıştırmak için, el ile üç kere döğebilir. Daha fazla vuramaz. Sopa ile döğemez. İslâm mekteplerinde falaka olamaz. Sopa, karakolda, hapishanede olur. Dinsizler, gençleri İslâmiyetten soğutmak için, tiyatrolarda, filmlerde, hocaların talebeyi falakaya yatırdıklarını gösterip, din dersleri, İslâm mektepleri kapatılarak gençlik falakadan, sopadan kurtarıldı derlerse İslâm dinine iftira etmiş olurlar. İslâmiyette talebeyi sopa ile döğmek yasak olduğu, din kitaplarında, açıkça yazılıdır. Peygamberimiz “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” el ile üçten fazla vurmağı bile, yasak etmişti. Çocuklara, başka ibadetleri de öğretmek ve yapmağa alıştırmak, günahlardan men etmek lâzımdır. (Tam İlmihal s. 210)

***
Sual: Kıble cihetini bilmeyen kimse, sormadan, araştırmadan kılarsa, namazı kabul olur mu?
Cevap: 
Hastalık sebebi, malın çalınmak tehlikesi ile veya gemide batmağa sebep olursa veya yırtıcı hayvan, düşman görmek tehlikesi varsa veya hayvanından inince, yardımcısız binemeyecek ise ve hayvanı kıbleye karşı durdurunca, arkadaşlar beklemez ise, iki namazı cem eder. Cem edemezse, farzı da gücü yettiği tarafa doğru kılar ve iade etmez. Çünkü, bu özürlere kendisi sebep olmamış, semâvî, yani gayr-i ihtiyârî olmuştur. Kıble cihetini bilmeyen kimse, mihraba bakmadan, bilene sormadan, kendi araştırmadan kılarsa, kıbleye rastlamış olsa bile, namazı kabul olmaz. Fakat, rastlamış olduğunu, namazdan sonra öğrenirse kabul olur. Namaz arasında öğrenirse kabul olmaz. Kıbleyi araştırıp da, karar verdiği cihete kılmazsa, rastladığını anlasa bile, tekrar kılması lâzım olur. Bunun gibi, abdestsiz olduğunu veya elbisesinin necis olduğunu veya vakit girmediğini sanarak kılan ve sonra bu zannının doğru olmadığını anlayan, tekrar kılar. (Tam İlmihal s. 173)

Hiç yorum yok

Sorularınız Dinimiz İslam hocaları tarafından cevaplandırılacaktır. Lütfen suallerinizi: dinimizislam11@gmail.com mail adresine gönderiniz.
Teşekkürler.
Hakiki Dinimiz site yönetimi